Semt Tarihçesi

Kurtuluş Haritası 1925 (Pervitich)
Dolapdere ve Kurtuluş 1913

 Tatavla veya bugünkü adı ile Kurtuluş semti, Haliç’in kuzeyinde ve Taksim ile Okmeydanı arasındaki tepede yer alır.

İstanbul’un fethinden önce büyük oranda yerleşilmemiş olan bu bölgede, Galata’da yaşayan Cenevizliler’ in ahırlarının yer aldığı bilinmektedir. Kâğıthane’ye kadar yerleşimin olmadığı bu alan sonraları ise, padişah atları için otlak olarak ayrılmıştır. Semtin adının da bu duruma bağlı olarak ahır kelimesinin Rumca’ daki karşılığı olan stavlos tan geldiği düşünülür. Rumca ahır kelimesinin çoğul yazılışı ta tavla olup,  birlikte okunduğunda Tatavla’ ya karşılık gelir.

Buradaki ilk yerleşimler, ağırlıklı olarak Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemine rastlar. Ege Adaları’nın Osmanlı tarafından ele geçirilmesiyle esir edilen Rum erkekler, forsa olarak Kasımpaşa Tersanesi’nde çalıştırılır. Azat edilenler ise Kasımpaşa bölgesine yerleştirilir. Bir süre sonra bu yerleşimler Kasımpaşa kuzeyindeki tepelere yayılır. Bir rivayete göre; Kasımpaşa’daki Rum Ortodokslar’ a ait Aya Dimitri Kilisesi camiye dönüştürülünce burada yaşayan Rumlar, Aziz Dimitrios’ un ikonası’ nı da alarak, bugünkü Tatavla’ ya yerleşmeye karar verir. Daha önceleri Tatavla’ da bulunan Aya Tanaş Kilisesi’ ni Aya Dimitri Kilisesi olarak kullanmaya başlarlar. Semt bu nedenle bir süre Aya Dimitri adıyla anılır. 1913 yılında yazılan bir diğer kaynak da, kilisenin camiye dönüştürülmediğini, halkın zaman içerisinde Kasımpaşa’dan bu bölgeye yerleşme eğilimi gösterdiğini belirtmektedir.

Tatavla sakinlerinin ağırlıklı olarak Sakız kökenli olduğu söylenir, bu durumun tarihsel nedenleri ise şöyledir: Sakız Adası 1566’da Piyale Paşa tarafından alındıktan sonra, denizcilikleri ile ün yapmış Sakızlı Rum gençlerin bir bölümü Kasımpaşa Tersanesi’ nde Osmanlı donanması için çalıştırılır. Sonraları bu gençlerin birçoğu bir daha geri dönmez, İstanbul’un çeşitli kesimlerinde yaşayan Rum kızları ile evlenerek Tatavla’ ya yerleşirler. 

1904 - Günümüzde Sefa Meydanı olarak bilinen Çeşme Meydan (Vakıf arşivi)

 Tatavla’ yı diğer semtlerden ayıran en önemli özellik nüfusunun ağırlıklı olarak Rum Ortodoks olmasıdır: 1793 yılında yayınlanan bir fermana göre, Rum Ortodoks olmayanların bu çevreye yerleşmeleri yasaklanmıştır. 1929 yılı Ocak ayında çıkan ve semtin büyük bir kısmını kül eden büyük yangına kadar Tatavla ‘Rum’ olarak bilinir.

Eldeki bilgiler, Tatavla’ nın 17. ve 18. yüzyıllarda, İstanbul’un diğer yerleşim yerlerine göre daha fakir bir semt olduğu ve halkın memuriyet ve esnaflıkla hayatını idame ettirdiği yönündedir. 19. yüzyıl’da Alman gezgin Hammer’ in aktardıklarına göre Tatavla; dar sokakları, uzun ve dik yokuşları ile eğlence ve safahat içindeki insanların yaşadığı, türlü tehlikelerin kol gezdiği ve daha çok alt tabakanın tercih ettiği bir yerdir. Bu tanımlama biraz abartılı olsa da, bugün Dolapdere bölgesinde bulunan Papazköprü ve civarı için yazılanların başka kaynaklarda doğrulandığı fark edilir.

19. yüzyıl ortalarında Tatavla, İstanbul’daki Rum nüfus için giderek daha da önemli bir hale gelir. Osmanlı hanedanı Topkapı’ dan çıkıp; Dolmabahçe, Yıldız ve Çırağan’a doğru yerleşirken; buna paralel olarak Rum nüfus da Beyoğlu’ndan Tatavla’ya doğru yönelir. Nüfus artışına bağlı olarak yeni kurumlar ve yerleşim alanları oluşturulur: 1858’de Aya Tanaş Kilisesi inşa edilir; Rum yerleşimi Feriköy’ e doğru yayılır; Dolapdere’de Rum Ortodoks Kilisesi inşa edilirken, Tatavla’da kız ve erkek çocuklar için iki tane ilkokulu yaptırılır ve Kurtuluş Spor kulübü kurulur.

20. yüzyıla gelindiğinde Tatavla’da Rum nüfusu 20.000’e; hane sayısı ise 3.000’e ulaşmıştır. 1911’de Tatavla-Beyoğlu tramvay hattının açılmasıyla ulaşım kolaylaşır.

Tulumbacıları, halkı kiliseye davet eden tellalları, laterna eğlenceleri, kendine has karnavalı ile İstanbul kültüründe özel bir yer edinen Tatavla’da, 1929’da çıkan ‘Büyük Yangın’, sosyal bünyede tamir edilemez yaralar açar. 17 Ocak 1929’da bir imalathanede başlayan ve kısa sürede bitişik nizam ahşap evleri bir bir yutarak küle dönüştüren yangın nedeniyle çoğu insan evsiz kalır. Bu olaydan bir süre önce Rumca olan sokak isimleri değiştirilir, akabinde de semte Kurtuluş ismi verilir.

Büyük yangından sonra Kurtuluş’ta Rum Cemaati yaşamını ve geleneklerini sürdürür. Patrikhane kayıtlarına göre 1949 yılında semtte 1.154 Rum ailesi ikamet etmektedir. 1955’ten sonra Kurtuluş’taki Rum nüfusu görece artış gösterir. Bu durumun nedeni, 6-7 Eylül 1955’te yaşanan trajik olaylar sonucunda İstanbul’un diğer semtlerindeki Rumların Kurtuluş’a göç etmesidir. 1955’in sonlarında Kurtuluş’ta 2.000’e yakın Rum aile yaşamaktadır. Bu artışa bağlı olarak, Kurtuluş Rum İlkokulu’ndaki öğrenci sayısı da artmış ve 500’e yaklaşan öğrenciye okul binası küçük gelmeye başlamıştır. Dönemin Aya Dimitri Kilisesi Vakfı yönetim kurulu, yeni bir okulun inşası için yetkili mercilere başvursa da bu talebine olumlu yanıt alamaz.

1964 yılına gelindiğinde Türkiye’de ikamet eden Yunan vatandaşları sınır dışı edilir. Kıbrıs’taki gelişmeler nedeniyle Türk-Yunan ilişkilerinde kötümser bir noktaya gelinir ve bütün bunlardan olumsuz etkilenen Kurtuluş ve İstanbul Rumları, başta Yunanistan olmak üzere, yurtdışına göç etmek zorunda kalır. Azalan nüfus nedeniyle okullar öğrencisiz kalır; Kurtuluş ilkokulu öğrencisi olmadığı için 2003 yılında eğitim veremez duruma gelir.

Bugün Kurtuluş’ta 500 civarında Rum yaşamaktadır.

 
© Copyright 2011 All Rights Tatavla TM | Adres: Ateş Böceği sok. No: 2 34440 Kurtuluş / İstanbul
Telefon: +90 212 250 62 48 - Fax: +90 212 254 36 90 - e-mail: info@tatavla.org